Kategori arşivi: Belediyecilik

Belediyecilikle ilgili haberler

14 Mart Tıp Bayramı’nda Ayvalık Devlet Hastanesi peşkeş çekiliyor !!!

aydhAyvalık Devlet Hastanesi tıpkı Ayvalık Verem Savaş Dispanseri gibi Ayvalık Halkı’nın paralarıyla yapılmıştı. Güzel yerler bunlar elbet. Yakın zamanda Ayvalık Kız Meslek Lisesi, Ayvalık Vergi Dairesi boşaltılmıştı. Aldığımız habere göre müşterileri şimdiden hazırmış :) Ayrıca Lise Binası ve Sakarya İlköğrenim okulları da boşaltılarak şehir dışına çıkarılacak ve Koç Holding’e devredilecek. Hastane de keza Koç Holding’e verilecek. Böylece Marina ve çevresinin Koç Holding’e devri süreci, tamamlanmış olacak.

Halkın paralarıyla yapılmış güzel manzaralı, işlevli bu binalar şehir dışına atılarak, birilerinin para kazanması için meydan boşaltılıyor.

Tekelci sermayeye ve uşaklarına sesleniyorum:

Bütün bankalar ve AVM’ler şehir dışına çıkarılmalıdır. Yol yakınken şimdiden yapın.

Çünkü biz devrim yapıp bunları zaten ortadan kaldıracağız.

Kârlarınızı arttırmak için boşuna çaba sarfetmeyin.

O paralar sizi kurtaramayacak.

Sermayenin işbirlikçisi ve uşaklarına sesleniyorum:

Halka, tabiata ve tarihe karşı suç işlemekten vaz geçin.

 

Ayvalık’ta yel değirmenleri yok ediliyor

Ayvalık’taki yel değirmenleri yok ediliyor. Bu konuda uzman bir kişinin makalesini ve çizimlerini paylaşıyorum.

Batı Anadolu yel değirmenleri (Cumhuriyet Gazetesi’nden alımıştır)

M. Suat Çakmak (*)

Bugün Batı Anadolu’nun birçok yöresinde yıkılmış taş duvarlarını gördüğümüz yel değirmenleri, antik çağlardan beri çeşitli uygarlıkların rüzgâr enerjisi ile olan ilişkilerinin ve uygulamalarının günümüze kalan izleridir. Tabii ki dünyanın birçok yerinde insanlar bu enerjiden faydalandılar ve aynı maksatla değirmenler kurdular, ancak antik dünyanın yaşadığımız bu Akdeniz bölgesinde (Türkiye, Yunanistan, Ege Denizi ve Adalar, Mısır, Suriye vs.) bu rüzgâr makinelerinin teknolojik olarak uygulanış şekli, özellikle yelkenlerden (kanatlarda) ayrı bir özellik taşır. Rüzgâr makineleri geniş çapta tahıl tanelerini öğütmek maksadı ile değirmen olarak kullanıldığı gibi, nadiren bostan kuyularından su çıkarmak amacı ile de kullanıldılar.

İzmir’in Çeşme yarımadası genellikle çok rüzgârlı bir bölgedir, dolayısı ile bu yörede yel değirmenleri bol bol kullanıldı, izleri Çeşme’de, Alaçatı’da ve civar köylerde rahatlıkla görülebilir. Bugün bunlardan bazılarının kule duvarları tamir edilmiştir ama ne yazık ki bilinçsizce yapılan bu tamiratlarda değirmenlere ait bazı özellikler de kaybolmuştur.

Yazımıza konu olan yel değirmeni, Çeşme Çiftlik Köyü’nü geçtikten hemen sonra deniz kenarında, yukarıda bahsedildiği gibi duvar tamiratından nasibini almış, taş bir kule olarak durmaktadır.

Takriben en az 15 yıl kadar önce bu değirmen üst tarafı çökmüş fakat bütün mekanizması tamam olarak duruyordu (Bkn. fotoğraf 1). Bundan yararlanarak o tarihlerde değirmenin statik ve mekanik bütün parçalarının etüdünü yaptım ve konstrüksüyon ile imalat resimlerini çizdim (bu resimlerle bugün aynı konstrüksüyon yapılabilir). Zannediyorum, bu ve buna benzer civardaki değirmenler, 1800 yıllarında veya daha eski dönemde yapıldılar. Bu tarihlerde Avrupa’da sanayi hareketleri ve teknolojik uygulamalar makineye dönüşmüştür, ancak bu hareketler Anadolu’dan henüz çok uzaktır. Bu nedenle yel değirmenleri mekanizmaları da bir makine teknolojisinin değil, tamamen el işçiliği ürünüdürler. Malzeme olarak büyük oranda tahta, çok az yerde bağlantı elemanı olarak demir kullanılmıştır. Değirmenlere bu açıdan bakıldığı takdirde, sadece el işçiliği ile böyle bir mekanizma yaratmak, saygı duyulacak bir olaydır.

Günümüzün teknolojisine göre yapılmış benzeri rüzgâr pervanelerinde, 10 metre çaplı bir pervane ve 10 m/s (36 km/saat) rüzgâr hızı için, pervane kanatlarının rüzgâra karşı meydana getirdiği etki alanına göre, beher m2 alan için 0.83 B.G. (Beygir Gücü) elde edilmesi hesaplanabilir. Bizim Çiftlik Köy yeldeğirmeninin yelken kanatlarının dönme çapı 10 metre ve etkili projeksiyon alanı ise yaklaşık 75 metrekaredir. (Yelkenlerin en dış dönme çapı 10 m, göbekte yelken olmayan boş alan çapı ise 2 m’dir. 75 m2 alan buna göre hesaplanmıştır.)

Genelde yörede 36 km/saat rüzgâr hızının olması normaldir. Bu şartlara göre elde edilecek toplam güç 0,83 x 75 = 62 B.G. ise de zamanın basit teknolojisi ile imal edilmiş sistemde haliyle verim daha düşük olacaktır. Bunun değerini kestirmek zor olmakla beraber yararlanılabilen gücü 50 B.G. kabul etsek bile yine de küçümsenmeyecek bir değerdir. (1000-1200 cc. küçük arabaların da gücü yaklaşık bu değerdedir.)

RESİM AÇIKLAMASI

Sistemin çalışma şekli ve uygulanan teknolojik yöntemler: (Perspektif resim)

Değirmen kulesi (1), dış taban çabı 6 metre, yukarı doğru hafif konik olarak yükselen ortalama duvar kalınlığı 1 m yöre taşlarından örülerek yapılmıştır. İç kısımda duvara bitişik olarak yine taştan örülerek servis platformuna (15) kadar yükselen taş bir merdiven vardır. Taş kulenin üst düzeyinde, duvarla sağlam bir şekilde birleştirilmiş taban tahtası (2) çevrilmiştir. (2) numaralı taban tahta çemberinin üzerine ise asıl fonksiyonel olan ve o nisbette daha özgün işlenmiş olan kızak çember tahtası (3) sıkı olarak bağlanmıştır. Sabit alt kızak tahta çemberinin üzerine döner hareketli olan üst kızak tahta çemberi (4) gerekli konstrüksiyon özellikleri ile (yatay kayma ve yukarı kalkma gibi dış etkilerle meydana gelebilecek hareketlerin meydana gelmemesi bakımından) monte edilmiştir.

(4) numaralı hareketle kızak çemberine (5) ve (6) ana mil yatakları vasıtası ile, anamil (7) ve buna bağlı (8) büyük dişli çark, yelken direkleri ve yelken kanatları takımı (17, 18, 19) ve ayrıca kule çatısı (16) bağlanmıştır. Yelken kanatlarının rüzgâra karşı konumda olmaları tabii ki sisitemin verimliliği bakımından çok önemlidir, bu bakımdan özel olarak bu değirmende bir yönlendirme tertibatı yapılmıştır. (3) numaralı sabit alt kızağın iç tarafına dişli çark dişleri konulmuştur (20) , bu dişlerle çalışacak küçük dişli çark ise (4) numaralı hareketli kızağa bağlı kalaslara monte edilmiştir. Küçük dişli çark bir el kolu vasıtası ile döndürüldüğü takdirde, üst hareketli kızağa bağlı bütün sistem, (9) numaralı küçük dişli çarkın ekseni etrafında döner. Dönüş açısı yapılan ölçümde takriben 130° bulunmuştur ki bu da verimlilik bakımından bir hayli önemlidir.

Yelken direkleri iki grup halinde (17 ve 18) (7) numaralı ana mile 60°’lik açılarla ve gruplar arasında 80 cm aralıklarla takılmışlardır, ancak iki grup arasında 10 veya 15° açılık bir faz farkı vardır, yani iki grup arasında aynı eşdeğer direkler aynı düzlem içine düşmeyip 10, 15°’lik bir fark oluştururlar, bunun sebebi yelkenin alt kısımlarında da rüzgâr doğrultusuna göre hareket açısını çoğaltmaktır. Yelkenler üçgen biçiminde eşdeğer direkler arasına gerildiği takdirde (örneğin 17a ve 18a.. . gibi) rüzgâra karşı aynı zamanda anamil ekseni doğrultusuna göre ortalama 80°’lik bir açı meydana getirirler. Böylece örneğin 10 m/sn’lik bir rüzgâr hızında yelkenlerin ve dolayısı ile anamil (7) ile ona bağlı büyük dişli çarkın (8) dakikada 8 ve değirmen taşının (10) dişli çarklar hız oranına göre 40 devir civarında dönmesi gerekir.

(7) numaralı anamil, yekpare olarak bir ağaç kütüğünden şekillendirilerek yapılmıştır, yelken direklerinin ön kısmına ayrıca daha küçük çapta bir direk ilave edilerek bunun ucundan yelken direkleri rüzgâr kuvvetine göre gerdirilmiştir. Anamili taşıyan (5) ve (6) numaralı yataklar yine ağaçtan iki parça olarak imal edilmiş ve (4) numaralı hareketli kızak çemberine sıkı olarak monte edilmiştir. Yatak parçaları birbirine demir çemberlerle bağlanmışlardır. Anamilin üzerine mekanizmanın en önemli parçalarından biri olan büyük dişli çark (8) bağlanmıştır. Büyük dişli çarkın, kırılma, tamirat ve yenileme gibi sebeplerden ötürü icabında sökülebilmesi ve yerine takıldığı takdirde de Anamille arasında en ufak bir boşluğun olmaması gerekir. Tamamen ağaçtan yapılmış olan büyük dişli çarkta bu özellikler, şekilde görüldüğü gibi boşlukların alınması göbek kalaslarında kamalarla, göbek kalaslarının dişli çark çemberine bağlantısı ise pimlerle gerçekleştirilmiştir. Çarkın diş merkezleri çapı 2 metre olup üzerine yine tahtadan yapılmış 60 adet dişli çakılmıştır. Bu dişler icabında sökülebilir ve değiştirilebilir. Büyük dişli ile çalışan küçük dişli (9) ise 11 diş adedinde olup demirden yapılmış bir mile bağlanmış bu mil aynı zamanda üst değirmen taşına da (10) bağlı olup hep beraber dönerler. Mil altta sabit olan değirmeş taşına (11) ve üstte (4) numaralı döner kızağa bağlı kalasa yataklanmıştır. Sistemin sabit olan yüklerini değirmen kulesine geçirilmiş olan iki adet kalas taşır (14) . Öğütülmüş olan tahıl unu (13) numaralı oluk vasıtası ile aşağıya akıtılır.

Bugün aynı yarımadada, aynı rüzgârlar geçmişin dinozorlarının kalıntılarını yalayarak yeni doğan pervanelere güç veriyorlar.

(*) Tasarımcı, emekli mekanik profesörü

Sahilde Boynu Bükük Üzerine … Giden gitti… Gelen Dalga 1(haydi sayalım)


Ayvalık’ta yaşamıyorum ama çocukluğumdan bu yana orada yaşayan sevdiklerimden dolayı sık gidiyorum. Ve seviyorum. Hiç değişmeyen çok şey var gibi geliyor kimi zaman. Kimi evler ve fabrikalar gibi… Ama öyle şeyler de oluyor ki inanamıyor insan gördüklerine. Böyle bir kötülüğü nasıl yapıyoruz kendimize ve sevdiklerimize diye. Kimi değişiklikleri de fark etmezsiniz öylece gidiverir gözlerinizden ya da Sahilde Boynu Bükük Üzerine … Giden gitti… Gelen Dalga 1(haydi sayalım) yazısına devam et

Ayvalık’ın suyu satışta ve zeytinlikler tehlikede

Uzun zamandır gündemde olan “kartlı sistem”li sayaç ihaleye çıkıyor. Bunun anlamı suyun satışının kapısı aralanması demek. Hasan Bülent Türközen her iki seçimde de kazanma şansı olmayan bir başkan adayıydı. Görülen o ki, sermaye gruplarına en büyük tavizleri vermiş, bu nedenle de sürekli olarak ve de oyunu arttırarak seçilmeye devam ediyor. Aldığı yüksek oyun sermaye gruplarının maniplasyonu sayesinde kendi lehine olduğunu elbette biliyor ve onun için de onların bir dediklerini iki etmiyor. Şimdiye kadar ne kent için, ne çevre için, ne Ayvalık Halkı için ciddi bir iş yapmayan, mevcut sorunların artarak devamına neden olan Türközen, şimdi de suyun satışına son noktayı koyuyor.

Türközen’in gözü yukarlarda. Milletvekili seçilmek istiyor. Türkiye ve Balıkesir’deki politik durumu bilmiyor olsa gerek. CHP’nin Balıkesir’de üçten fazla milletvekili çıkarma şansı yok. O üç sıra da sermaye gruplarına daha büyük hizmetler vermiş kişilere ayrılmış durumda. Bu nedenle Türközen ve Hüsnü Erol fazla heveslenmesinler. İlla seçilmek istiyorlarsa AKP’ye geçmeleri uygun olur. Her ikisinin de böyle bir transfer fikrine soğuk yaklaşacağını zannetmem :) Koltuk gelsin de nereden gelirse gelsin !!

Tekrar hatırlatmak zorundayım gelecek Belediye seçimleri Ayvalık’ta yalnızca “koltuk” için yapılacaktır. Boş bir kasa, bütün hizmetleri özelleştirilmiş bir idare. Hiçbir karar ve yetkisi olmayan bir belediye. Herşey şimdi olduğundan daha açık ve net olarak para babalarının olacak.

Belediye Meclisi suyun satışına “evet” derse politik duruşları ne olursa olsun ağır bir insanlık suçu işlemiş olacaktır.

Bununla birlikte bilinmelidir ki Ayvalık Halkı er ya da geç  su hakkını geri alacak suyu uluslararası şirketlere peşkeş çekenler ve bu konuda sessiz kalanlar hesap vereceklerdir.

Enerji Bakanı dedi ki “su insan hakkıdır dersek herkese bedava su vermek zorunda kalırız” biz sayın bakandan daha fazlasını da talep ediyoruz. Su hayatın kendisidir. Yalnızca insanlara değil, hayvanlara, bitkilere, küf ve mantarlara da hayat verir.  Bu nedenle “su insan hakkıdır” talebi bile yeterli bir talep değildir.

Sayın Bülent Türközen Enerji Bakanı gibi düşünüyor. “Herşeyin bedeli vardır, Ayvalık’ta yaşamak ayrıcalıksa herkes bu ayrıcalığın bedelini ödemelidir. Parası olmayan Ayvalık’ı terketsin”

Biz böyle düşünmüyoruz. Ayvalık’ı terketmeyeceğiz, suyumuzu sattırmayacağız.

Öte yandan gerek maden yasası gerekse zeytin yasası aracılığı ile Madencilere, taş ocaklarına, büyük sanayi işletmelerine yol açılmaya çalışılıyor.

Zeytin yasasına eklenecek cümle şöyle: “Bakanlıkça tespit ve ilan edilen zeytinlik sahaları içinde zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin üreme ve gelişmesine mani olmayacağı Çevresel Etki Değerlendirme sürecinde belirlenmiş olan madencilik arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetlerle ilgili tesis ve altyapı tesislerinden ibaret geçici tesisler ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri yapılabilir ve işletilebilir.” Yerel olarak Ayvalık Belediyesi’nin yaptığını merkezi idarede AKP yapıyor. Bu yasa çıktıında Ayvalık’ta turizmin rant alanına giren bir tek ağaç kalmaz, ayrıca ne demek “yenilenebilir” ?? Barajlar da buna dahil mi? “ÇED raporu olan işletme” denmiş biz ÇED raporlarının nasıl alındığını Karaayıt örneğinden gayet iyi biliyoruz.

Bunu bilin ki bu yasa çıkarsa  bölgemizdeki zeytinlerin en az yarısını kaybederiz.

Bu yasalardaki değişikliklerden derhal vazgeçilmelidir.

Yerel ve Merkezi idareler tencere ve kapak gibi. Hepsine karşı mücadelemiz sürecek.

Hasan Cengiz Yazar

Zeytin-Sen Yönetim Kurulu Üyesi

Her pazartesi mecliste buluşalım

Yaklaşık iki ay kadar önce başlayan, belediye meclis üyeleriyle halk arasındaki toplantılardan size bahsetmek istiyoruz.

Toplantıların ereği, yoğun gündemle çalışan belediyeye köprü olabilmektir, belediye başkanına yardım etmektir, halkın sorunlarını yukarıya taşımaktır. Bu toplantıların amacı halktan alınan sorunları Belediye Meclisine getirmek, gündemli toplantılar yapmak olmalıydı. Gündemli toplantılarda halktan gelen sorunları Belediye Meclisi üyeleri açıklamalıydı. Minik Kent Konseyi görünümünde bir yapı olmalıydı. İlk toplantılarda Belediye Meclisi üyeleri ile halk arasındaki görüşmeler gayet verimliydi. Belediye Başkan Yardımcısı, DP’li ve MHP’li üyeler ile halk, Belediye Meclisi toplantı salonunda bir araya gelmekte, dertlerini sorunlarını konuşmaktaydılar. Bu toplantılar her pazartesi günü 14:00 ile 16:00 arasında yapılıyordu. Daha sonraki toplantılara her nedense belediye başkan yardımcısı gelmedi veya gelemedi. Toplantılara CHP’li üyelerden katılım yok gibiydi.

Daha sonra, son iki toplantıda ne olduysa bilemiyoruz(!) Belediye Meclisinin toplantı salonu açılmadı. Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen, bir üyeye toplantıların iptal edildiğini söyledi. Bundan sonra halk ve Belediye Meclisi üyeleri koridorda buluştular. Böylece demokrasinin kıvılcımları söndürüldü.

Belediye meclis üyelerine neden böyle yapıldığını sorduğumuzda verdikleri karşılık şöyleydi: “Siz basına demeç veriyor, belediyenin eksikliklerini açıklıyorsunuz.”

Biz de “Sosyal demokrat bir belediye, katılımcılığı böyle mi gerçekleştirecek?” diye soruyoruz. Bu yapılan halka reva mıdır? Halkımızı Belediye Meclisi üyelerine destek olmaya ve onlarla dayanışmaya çağırıyoruz. Gelişmelerle ilgili sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz.

Değerli halkımız! Sorunlarınızı her pazartesi Belediye Meclisi üyelerine aktarabilirsiniz. Belediye Meclisi üyeleri başkana yakındır; sorunlarınızı ona iletecektir.vinyet

"Başkan Babamızın Sonbaharı"

CHP’li Ayvalık Belediyesi sonbaharını yaşıyor. 2004 seçimlerinde kaderin bir cilvesi beklemedikleri bir şekilde seçimi almışlardı. Çoğu kişi “CHP seçimi kazanacağını bilseydi Türközen’i aday göstermezdi” diyor.

2004 seçimlerinde ne olmuştu hatırlayalım: Hemen herkes “Ahmet Tüfekçi gitsin de kim gelirse gelsin” diyordu.  Ahmet Tüfekçi gitti ve yerine herhangi biri geldi. O kadar.

Peki seçime katılan bu iddialı insanların ne gibi amaçları, programları vardı? Ne gibi kadroları vardı ? Dünya görüşleri neydi?

Bugün kim hatırlıyor ? "Başkan Babamızın Sonbaharı" yazısına devam et

“Başkan Babamızın Sonbaharı”

CHP’li Ayvalık Belediyesi sonbaharını yaşıyor. 2004 seçimlerinde kaderin bir cilvesi beklemedikleri bir şekilde seçimi almışlardı. Çoğu kişi “CHP seçimi kazanacağını bilseydi Türközen’i aday göstermezdi” diyor.

2004 seçimlerinde ne olmuştu hatırlayalım: Hemen herkes “Ahmet Tüfekçi gitsin de kim gelirse gelsin” diyordu.  Ahmet Tüfekçi gitti ve yerine herhangi biri geldi. O kadar.

Peki seçime katılan bu iddialı insanların ne gibi amaçları, programları vardı? Ne gibi kadroları vardı ? Dünya görüşleri neydi?

Bugün kim hatırlıyor ? “Başkan Babamızın Sonbaharı” yazısına devam et

Küçükköy suyu özelleştirdi Ayvalık yolda

Dünya Ticaret Örgütü ve uluslararası su tekellerinin emirleriyle şubat ayında çıkarılan yasa ile gerek şehirlerdeki gerekse kırlardaki su kaynaklarının özelleştirilmesi süreci başladı. Bahane belli “suyun iyi idare edilmesi”. Buna göre özelleştirme şehirlerde belediyeler kırlarda ise sulama birlikleri eliyle (ve il özel idareleri eliyle) yürütülecek.

Bu konuda en güzel örnek Meksika. Meksika’da hükümet suyu özelleştirir ve bir şirkete satar. Bunun sonunda şirket suya büyük zamlar yapar. Halk su kullanamaz olunca çatılarına bidon koyup yağmur suyu toplamaya ve onu kullanmaya başlar. Şirket buna da tahammül edemez hükümete baskı yapar ve “çatılara kap konmasını yasaklayan” bir yasa çıkarılmasını sağlar.

Önümüzde Türkiye’nin de benzer bir süreci yaşayacağına kuşku yok.

Mesela “su sertifikası” meselesi. Diyelim ki patlıcan ürettiniz ve pazarda satıyorsunuz. Bir yetkili gelip “su sertifikası” isteyecek. “Yani sen bu patlıcanı hangi suyla yetiştirdin ?” diyecek. Bunun için tarlanızın civarında hangi şirket su hakkına sahipse ondan belge alacaksınız.

Küçükköy suyu özelleştirdi Ayvalık yolda yazısına devam et

Kente karşı suç !

“Bina ile zina çoğaldı başımıza taş yağacak” derler. Ayvalık Gümrüğü yeni yapılan limana taşınıyor. Güzel… Şehir içindeki resmi binaların (okullar ve hastaneler dışında) şehir dışına taşınması iyi olur. Fakat şöyle bir durum var. Yeni yapılan gümrük binasının hemen 100 metre ilerisinde Yunanlılardan kalma eski hastane binası şimdi de vergi dairesi binası olarak kullanılan yer var. Mademki gümrük binasının yeni limana hakim bir yere yapılması elzemdi, bu vergi dairesi binası kulllanılsaydı ve vgbinasi.jpgergi dairesi de deniz kenarı olmayan bir yere yapılsaydı ? Olmaz mıydı? Devlet denizi vatandaşa kapatmak için elinden geleni yapıyor.

Bir de şu yeni yapılan gümrük binasının görgüsüzce, cahilce yapılışına ne demeli? Bu bina 40 metre sola ya da sağa yapılsaydı ne olurdu ? Vatandaşlar denizi görürülerse kıyamet mi kopar ? Bu binanın sözüm ona “modern” çizgilerine, koca pencerelerine gelince “akılsız insanların akıllı binası” demek gerekiyor. Nasıl ısıtılacak ve nasıl soğutulacak ? Sürekli ekonomi.jpgolarak klima çalışacak … eee … sonra da doğru dürüst bir bina yapımı için gerekli maliyet 8-10 yıl içinde elektrik faturası olarak bizim cebimizden çıkacak. Peki şu güzelim vergi dairesine, şu güzelim fabrika (evet fabrika) binasının zarafetine, görkemine bakmamak ne demek? Gümrük binasını ve Migros binasını çizenler diplomalarını hangi gecekondu üniversiden almışlar? Bunlar evlerinin oturma odasını tuvalet diye kullandıklarına eminim.

Peki bütün bunlara izin veren belediyeye ne demeli ?vergidairesi.jpg

Binmiş bir KOÇ alametine gidiyor kıyamete.

KOÇ yatırım yapacakmış ? Ne yatırımı ? Üretim ? Sabun ? İmalat ? Hayır efendim market açacak 100 kişi çalışacakmış. Markette çalışmak “iş” midir allah aşkına ? Bu tür “iş”lere dünya çapında MAC-iş deniyor. Yani part-time, yani sigortasız, yani sendikasız, yani uzmanlaşma, geliştirme, yaratılık karşıtı tam bir kölelik. “Oğlum-kızım boşta geziyor” demesinler işi. Bol prim-az maaş işi. Bu tür bir “iş” 200 kişiyi işsiz bırakır şuraya yazıyorum.

Neden eski sabunhanelerdmigros.jpgen birisini açıp gerçek “iş”in ne olduğunu göstermez belediye ? Piyasadaki sabunlardan daha kaliteli ve ucuz sabun-sabun tozu üretmek bizim için “iş”ten bile değil unuttunuz mu? Ayvalık insanı o kadar beceri yoksunu mu?

Çünkü böyle bir üretim tekellerin “işi”ne gelmez de ondan… Siyaset ya tekellerin borazanı olarak yapılır ya da halkın sözcüsü olarak.