Ayvalık’ta yel değirmenleri yok ediliyor

Ayvalık’taki yel değirmenleri yok ediliyor. Bu konuda uzman bir kişinin makalesini ve çizimlerini paylaşıyorum.

Batı Anadolu yel değirmenleri (Cumhuriyet Gazetesi’nden alımıştır)

M. Suat Çakmak (*)

Bugün Batı Anadolu’nun birçok yöresinde yıkılmış taş duvarlarını gördüğümüz yel değirmenleri, antik çağlardan beri çeşitli uygarlıkların rüzgâr enerjisi ile olan ilişkilerinin ve uygulamalarının günümüze kalan izleridir. Tabii ki dünyanın birçok yerinde insanlar bu enerjiden faydalandılar ve aynı maksatla değirmenler kurdular, ancak antik dünyanın yaşadığımız bu Akdeniz bölgesinde (Türkiye, Yunanistan, Ege Denizi ve Adalar, Mısır, Suriye vs.) bu rüzgâr makinelerinin teknolojik olarak uygulanış şekli, özellikle yelkenlerden (kanatlarda) ayrı bir özellik taşır. Rüzgâr makineleri geniş çapta tahıl tanelerini öğütmek maksadı ile değirmen olarak kullanıldığı gibi, nadiren bostan kuyularından su çıkarmak amacı ile de kullanıldılar.

İzmir’in Çeşme yarımadası genellikle çok rüzgârlı bir bölgedir, dolayısı ile bu yörede yel değirmenleri bol bol kullanıldı, izleri Çeşme’de, Alaçatı’da ve civar köylerde rahatlıkla görülebilir. Bugün bunlardan bazılarının kule duvarları tamir edilmiştir ama ne yazık ki bilinçsizce yapılan bu tamiratlarda değirmenlere ait bazı özellikler de kaybolmuştur.

Yazımıza konu olan yel değirmeni, Çeşme Çiftlik Köyü’nü geçtikten hemen sonra deniz kenarında, yukarıda bahsedildiği gibi duvar tamiratından nasibini almış, taş bir kule olarak durmaktadır.

Takriben en az 15 yıl kadar önce bu değirmen üst tarafı çökmüş fakat bütün mekanizması tamam olarak duruyordu (Bkn. fotoğraf 1). Bundan yararlanarak o tarihlerde değirmenin statik ve mekanik bütün parçalarının etüdünü yaptım ve konstrüksüyon ile imalat resimlerini çizdim (bu resimlerle bugün aynı konstrüksüyon yapılabilir). Zannediyorum, bu ve buna benzer civardaki değirmenler, 1800 yıllarında veya daha eski dönemde yapıldılar. Bu tarihlerde Avrupa’da sanayi hareketleri ve teknolojik uygulamalar makineye dönüşmüştür, ancak bu hareketler Anadolu’dan henüz çok uzaktır. Bu nedenle yel değirmenleri mekanizmaları da bir makine teknolojisinin değil, tamamen el işçiliği ürünüdürler. Malzeme olarak büyük oranda tahta, çok az yerde bağlantı elemanı olarak demir kullanılmıştır. Değirmenlere bu açıdan bakıldığı takdirde, sadece el işçiliği ile böyle bir mekanizma yaratmak, saygı duyulacak bir olaydır.

Günümüzün teknolojisine göre yapılmış benzeri rüzgâr pervanelerinde, 10 metre çaplı bir pervane ve 10 m/s (36 km/saat) rüzgâr hızı için, pervane kanatlarının rüzgâra karşı meydana getirdiği etki alanına göre, beher m2 alan için 0.83 B.G. (Beygir Gücü) elde edilmesi hesaplanabilir. Bizim Çiftlik Köy yeldeğirmeninin yelken kanatlarının dönme çapı 10 metre ve etkili projeksiyon alanı ise yaklaşık 75 metrekaredir. (Yelkenlerin en dış dönme çapı 10 m, göbekte yelken olmayan boş alan çapı ise 2 m’dir. 75 m2 alan buna göre hesaplanmıştır.)

Genelde yörede 36 km/saat rüzgâr hızının olması normaldir. Bu şartlara göre elde edilecek toplam güç 0,83 x 75 = 62 B.G. ise de zamanın basit teknolojisi ile imal edilmiş sistemde haliyle verim daha düşük olacaktır. Bunun değerini kestirmek zor olmakla beraber yararlanılabilen gücü 50 B.G. kabul etsek bile yine de küçümsenmeyecek bir değerdir. (1000-1200 cc. küçük arabaların da gücü yaklaşık bu değerdedir.)

RESİM AÇIKLAMASI

Sistemin çalışma şekli ve uygulanan teknolojik yöntemler: (Perspektif resim)

Değirmen kulesi (1), dış taban çabı 6 metre, yukarı doğru hafif konik olarak yükselen ortalama duvar kalınlığı 1 m yöre taşlarından örülerek yapılmıştır. İç kısımda duvara bitişik olarak yine taştan örülerek servis platformuna (15) kadar yükselen taş bir merdiven vardır. Taş kulenin üst düzeyinde, duvarla sağlam bir şekilde birleştirilmiş taban tahtası (2) çevrilmiştir. (2) numaralı taban tahta çemberinin üzerine ise asıl fonksiyonel olan ve o nisbette daha özgün işlenmiş olan kızak çember tahtası (3) sıkı olarak bağlanmıştır. Sabit alt kızak tahta çemberinin üzerine döner hareketli olan üst kızak tahta çemberi (4) gerekli konstrüksiyon özellikleri ile (yatay kayma ve yukarı kalkma gibi dış etkilerle meydana gelebilecek hareketlerin meydana gelmemesi bakımından) monte edilmiştir.

(4) numaralı hareketle kızak çemberine (5) ve (6) ana mil yatakları vasıtası ile, anamil (7) ve buna bağlı (8) büyük dişli çark, yelken direkleri ve yelken kanatları takımı (17, 18, 19) ve ayrıca kule çatısı (16) bağlanmıştır. Yelken kanatlarının rüzgâra karşı konumda olmaları tabii ki sisitemin verimliliği bakımından çok önemlidir, bu bakımdan özel olarak bu değirmende bir yönlendirme tertibatı yapılmıştır. (3) numaralı sabit alt kızağın iç tarafına dişli çark dişleri konulmuştur (20) , bu dişlerle çalışacak küçük dişli çark ise (4) numaralı hareketli kızağa bağlı kalaslara monte edilmiştir. Küçük dişli çark bir el kolu vasıtası ile döndürüldüğü takdirde, üst hareketli kızağa bağlı bütün sistem, (9) numaralı küçük dişli çarkın ekseni etrafında döner. Dönüş açısı yapılan ölçümde takriben 130° bulunmuştur ki bu da verimlilik bakımından bir hayli önemlidir.

Yelken direkleri iki grup halinde (17 ve 18) (7) numaralı ana mile 60°’lik açılarla ve gruplar arasında 80 cm aralıklarla takılmışlardır, ancak iki grup arasında 10 veya 15° açılık bir faz farkı vardır, yani iki grup arasında aynı eşdeğer direkler aynı düzlem içine düşmeyip 10, 15°’lik bir fark oluştururlar, bunun sebebi yelkenin alt kısımlarında da rüzgâr doğrultusuna göre hareket açısını çoğaltmaktır. Yelkenler üçgen biçiminde eşdeğer direkler arasına gerildiği takdirde (örneğin 17a ve 18a.. . gibi) rüzgâra karşı aynı zamanda anamil ekseni doğrultusuna göre ortalama 80°’lik bir açı meydana getirirler. Böylece örneğin 10 m/sn’lik bir rüzgâr hızında yelkenlerin ve dolayısı ile anamil (7) ile ona bağlı büyük dişli çarkın (8) dakikada 8 ve değirmen taşının (10) dişli çarklar hız oranına göre 40 devir civarında dönmesi gerekir.

(7) numaralı anamil, yekpare olarak bir ağaç kütüğünden şekillendirilerek yapılmıştır, yelken direklerinin ön kısmına ayrıca daha küçük çapta bir direk ilave edilerek bunun ucundan yelken direkleri rüzgâr kuvvetine göre gerdirilmiştir. Anamili taşıyan (5) ve (6) numaralı yataklar yine ağaçtan iki parça olarak imal edilmiş ve (4) numaralı hareketli kızak çemberine sıkı olarak monte edilmiştir. Yatak parçaları birbirine demir çemberlerle bağlanmışlardır. Anamilin üzerine mekanizmanın en önemli parçalarından biri olan büyük dişli çark (8) bağlanmıştır. Büyük dişli çarkın, kırılma, tamirat ve yenileme gibi sebeplerden ötürü icabında sökülebilmesi ve yerine takıldığı takdirde de Anamille arasında en ufak bir boşluğun olmaması gerekir. Tamamen ağaçtan yapılmış olan büyük dişli çarkta bu özellikler, şekilde görüldüğü gibi boşlukların alınması göbek kalaslarında kamalarla, göbek kalaslarının dişli çark çemberine bağlantısı ise pimlerle gerçekleştirilmiştir. Çarkın diş merkezleri çapı 2 metre olup üzerine yine tahtadan yapılmış 60 adet dişli çakılmıştır. Bu dişler icabında sökülebilir ve değiştirilebilir. Büyük dişli ile çalışan küçük dişli (9) ise 11 diş adedinde olup demirden yapılmış bir mile bağlanmış bu mil aynı zamanda üst değirmen taşına da (10) bağlı olup hep beraber dönerler. Mil altta sabit olan değirmeş taşına (11) ve üstte (4) numaralı döner kızağa bağlı kalasa yataklanmıştır. Sistemin sabit olan yüklerini değirmen kulesine geçirilmiş olan iki adet kalas taşır (14) . Öğütülmüş olan tahıl unu (13) numaralı oluk vasıtası ile aşağıya akıtılır.

Bugün aynı yarımadada, aynı rüzgârlar geçmişin dinozorlarının kalıntılarını yalayarak yeni doğan pervanelere güç veriyorlar.

(*) Tasarımcı, emekli mekanik profesörü

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir