Ayazma kimlere peşkeş çekiliyor ?

Ayazma’yı Belediye’ye rahmetli Ceynur Karagözoğlu kazandırmıştı. Ayazma için 3 arkadaş bundan 5 yıl önce bir girişimde bulunmuştuk. Talebimiz hiçbir karşılık olmadan, Ayazma’yı kültürel-tarihi işlevine uygun olarak onarmak ve kullanıma açmaktı. Buna karşılık Ayvalık Belediyesi ilişikteki cevabı vermişti. Şimdi buranın birilerine peşkeş çekileceğini öğrendik.

Hukuki haklarımızı saklı tutarak soruyoruz:

Hani “Belediye olarak kendi olanaklarınızla onaracaktınız ?”

Hemşehrimiz Kanadoğlu’na göre TKP

Kanadoğlu, yasağı getiren Siyasi Partiler Yasası’ndaki hükmün iptalini istedi

‘Komünist’ adına yeşil ışık

* Anayasa Mahkemesi’nin sözcüğü iptal etmesi durumunda adının içinde ”komünist” sözcüğü geçen parti kurulabilecek. Türkiye Komünist Partisi hakkındaki kapatma davasının da reddedilmesini isteyen Kanadoğlu, hükmün iptal edilmesi durumunda davanın konusuz kalacağına dikkat çekti.

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) – Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu , Siyasi Partiler Yasası’nın (SPY) 96. maddesinin son fıkrasında yer alan ”komünist” sözcüğünün iptal edilmesini istedi. Sözcüğün iptal edilmesi durumunda adının içinde ”komünist” sözcüğü geçen parti kurulabilecek. Türkiye Komünist Partisi (TKP) hakkında Anayasa Mahkemesi’ne açtığı davanın da reddedilmesini istedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Kanadoğlu, TKP’nin kapatılması istemiyle açılan davada hazırlanan esas hakkındaki görüşe ilişkin bazı gazetelerde çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Davanın hukuki durumu hakkında bilgi veren Kanadoğlu, esas hakkındaki görüşüne de açıklamasında yer verdi. Kanadoğlu, açıklamasında anayasanın ve SPY’nin ”sınıf diktatörlüğü kurulamayacağı” na ilişkin maddelerini anımsattı. Kanadoğlu, TKP’nin tüzük ve programı ile 3 Kasım’da yapılan seçimlerle ilgili sözlü ve yazılı söylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı partinin çoğulcu, katılımcı, çok partili ve halkoyuna dayanan demokratik siyasal kurumları benimsediğini ortaya koyduğunu belirtti. TKP’nin program, tüzük ve eylemlerinde, sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğinin veya herhangi bir diktatörlüğün savunulmadığı ve amaçlanmadığının anlaşıldığını kaydeden Kanadoğlu, anayasa ve yasa hükümlerine de aykırılık bulunmadığını bildirdi. Anayasada adının içinde ”komünist” sözcüğü bulunan parti kurulmasını yasaklayan bir kural bulunmadığını vurgulayan Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin de bir kararında bu görüşte olduğunu açıkça belirttiğine işaret etti.

Batı Avrupa komünist partilerinde başlayan ”Eurokomünizm akımı” ve daha sonra Doğu Avrupa ülkeleri ile Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bu ülkelerde başlayan demokratikleşme hareketlerine işaret eden Kanadoğlu, bu hareketlerin dünya komünist hareketi ve komünist partileri üzerinde önemli etkileri olduğunu belirtti. Kanadoğlu, son yıllardaki bu önemli ideolojik ve siyasal değişliklerin etkisinin TKP’nin tüzüğünde, programında ve eylemlerinde açıkça görüldüğüne dikkat çekti.

Kanadoğlu, SPY’nin 96’ya son maddesinde yer alan bir partinin adında ”komünist” sözcüğünün kullanılamayacağını ilişkin hükmün anayasa aykırı olduğunu belirtti. Başsavcı, bu gerekçelerle SPY’nin 96’ya son maddesinde yer alan ”komünist” sözcüğünün iptalini istedi.

Kaynak : Cumhuriyet Gazetesi -21 Ocak 2003

Söz uçar yazı kalır

2005 Yılı Newroz’unda bugün resmi kurumların da “Provakasyon” olduğunu kabul ettiği bir olay yaşanmıştı Mersin’de. Bu olaydan sonra tüm Türkiye’de “Bayrak Mitingleri” düzenlenmişti.

İşte bunlardan birisi de Burhaniye’de yapılmıştı.

28 Mart 2005 tarihli yerel Olay Gazetesi’nden alınmış bir fotoğraf var burda.

Öyle bir geçer zaman ki :)

CHP’den ne bekleyelim ?

Yazılarını beğeniyle okuduğum Koray Çalışkan’ın bir  yazısını buldum

http://www.karasaban.net/chpnin-oklari-yeni-bir-yon-gosteriyor/

Yakın zamanda yaşadığım bir olayı anlatma gereği duydum bu yüzden.

Ayvalık Verem Savaşı Derneği 50 yıl kadar önce kurulmuş, o yıllara halktan alınan bağışlarla şimdi Vergi Dairesi’nin yanı (Eski Yorgolas Otel) satın alınmış. İçi donatılıp Sağlık Bakanlığı’na bağışlanmış.

Geçen 50 yıl boyunca Ayvalık’ta çok yaygın olan verem hastalığı 15 kişiye kadar indirilmiş.

Büyük bir zafer.

Şimdi “sağlıkta özelleştirme” hamlesiyle birlikte, bütün bu birinci kademe istasyonlar özelleştiriliyor ya, işte tam da o amaçla Sağlık Bakanlığı “Veremle Savaş Kazanıldı” deyip, istasyonu kapattı.

Mevcut hastaları da Edremit’e yönlendirdi.

Ayvalık Halkı’nın çilesi bu.

SSK hastanesi için arazi ayırırlar hiçbirşey yapılmaz.

Ahmet Tüfekçi “Huzurevi Yapacağım” diye 1. derece sit alanı olan Profit İlyas Kilisesi’nin yerine kocaman bina diker, hakkında dava açılacağını öğrenince askeriyeye bağışlar trilyonlara mal olan binayı.

En son her yer bina doluyken, Ayvalık Belediyesi güzelim sahil bandını kapatıp, çirkin bir Gümrük Binası yapar.

Bütün bunlardan sonra, yoksul bir insanın sahile bakması bile imkansız.

Konuyla ilgili geçenlerde bir protesto gösterisi yapılacaktı. Liberal bir arkadaşıma protestoya katılacağımı söyledim.

O da beni “Ergenokoncu” olmakla suçlayınca, kolundan tutup kovdum, artık konuşmuyoruz.

Aynı gün protesto gösterisine katıldım.

CHP’lilerin hepsi oradaydı.

Bilindiği üzere CHP’li Belediye, kontürlü sayaca geçiş kararı aldı. Bu konuda değişik platformlarda, en son da Çiftçi-Sen adına yapılan açıklamayla da kararın yanlışlığı vurgulanmış ve protesto edilmişti.

CHP’lilerin duyabileceği şekilde yanımdaki arkadaşa bu su konusunu anlatıyordum ki, CHP ilçe Başkanı Hüsnü Erol’la atışmaya başladık.

Beni susturmayı başaramayan Erol, önce düzenleme komitesine şikayet etti. Oradan bir sonuç çıkaramayınca bu defa beni polise şikayet edip “provakatörlük”le suçladı. Olay öylece kapandı.

Bütün bunlar olurken orada bulunan bütün zevat (aralarında sosyalist parti ve sendikaların yöneticileri da vardı (!) ) sessiz kalmayı yeğledi.

Bir gün içinde Türkiye’deki bütün siyasi taraflarla kavga etmeyi başardığıma göre doğru yoldayım.

Herkes CHP’den birşeyler bekliyor anlaşılan.