Yalnızca otomobillerin köprüsü

Ahnet Tüfekçi bu köprü için “Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü” diye yazdırmış yandaki levhaya. Gelen geçen, bakıp alay ediyor bununla. Bundan daha önemlisi var. TEDAŞ, kabloları yer altına alırken, köprünün iki yanındaki kaldırımların altına yerleştirdi kabloları. Eh ayrıca belediyenin şebeke boruları da aynı kolaycılıkla kaldırımdan geçirilince bu manzara ortaya çıkıyor. Ucuza geliyor çünkü, köprünün altından geçirmek için zahmet etmiyorlar.

Yürüyerek sağdan geçmek zor, çünkü kaldırım yükselince korkuluğun bir anlamı kalmamış. Sol tarafta ise büyük bir rödar ağzı var görüldüğü üzere. Otomobiller bencil ve insafsız, kapitalizmin ta kendisi. Yaya olarak ya da bisikletle buradan geçerken sıkıştırıyorlar.

Ayrıca sol taraftaki TEDAŞ’a ait borular yer yer ortaya çıkmış. TEDAŞ, olası bir ölüm karşısında sorumluluktan kurtulmak için her iki tarafa da “Ölüm tehlikesi” ibareli levhalar dikmiş.

Hasılı köprüyü yalnızca otomobilleri olanlar geçebilecek, yani parası olanlar geçebilecek.

Bana kalsa köprüyü kaldırıp dubayı tekrar çalıştırırım, ama bana kalmıyor tabii.

Burada yaşanacak ölümlerin sorumlusu, elbette TEDAŞ, Belediye ve kapitalizmdir.

Sahilde Boynu Bükük Üzerine … Giden gitti… Gelen Dalga 1(haydi sayalım)


Ayvalık’ta yaşamıyorum ama çocukluğumdan bu yana orada yaşayan sevdiklerimden dolayı sık gidiyorum. Ve seviyorum. Hiç değişmeyen çok şey var gibi geliyor kimi zaman. Kimi evler ve fabrikalar gibi… Ama öyle şeyler de oluyor ki inanamıyor insan gördüklerine. Böyle bir kötülüğü nasıl yapıyoruz kendimize ve sevdiklerimize diye. Kimi değişiklikleri de fark etmezsiniz öylece gidiverir gözlerinizden ya da Sahilde Boynu Bükük Üzerine … Giden gitti… Gelen Dalga 1(haydi sayalım) yazısına devam et

Sahilde boynu bükük

Edremit Körfezi bir beton yığını uzaklarda, Kaz Dağı'nın eteklerinde Altınoluk, Akçay vs. seçiliyor. Betonlaşma ve sahil yağması.
Ayvalık sahilinde yapılan son düzenlemeden sonra banklar kaldırıldı. İnsanlara bedava deniz yasak
Belediyemiz sahilin boş kalmasına göz yumamazdı elbet hemen oraya, palmiyelerin arasına bir büfe kondurmuşlar.

Artur dolduruyor, ülke yüzölçümü büyüyor

Kanuni’nin torunları toprak kazanmaya devam ediyor. Vatan sathı büyüyor :)

Buarası Ayvalık-Cunda arasındaki köprü. Hemen oradaki binalar Artur şirketine ait. Deniz ürünleri ticareti yapıyor.  Solda denize doğru uzanan toprak öbekleri yeni peyda oldu. Yani birileri denizi doldurdu :)

Ufak bir mendirek yapıldı.

Birkaç yıl içinde büyük tesisler filan da kurarlar.

Anayasaya göre kıyılar  kamu malıymuş kimin umrunda.

Ne Belediye, ne Kaymakamklık kimsen,n umrunda değil.

Belediye Başkanımız günde en az iki defa Cunda’ya gittiğine göre görmemiş olması düşünülemez.

Davutoğlu İttihatçılar’ın izinde

şişleri Bakanı Davutoğlu, Sarıkamış katliamının yıl dönümünde “O gün 90 bin kişi öldü, gerekirse bir 90 bin ve hatta 900 bin daha veririz” dedi.

Tohumuna para saymadıklarına göre, her konuda farklı düşündüğü ve eleştirdiği İttihat Ve Terakki’nin eli kanlı lideri Enver Paşa’yla böylece uzlaşmış oldu.

Kemal Alemdaroğlu da “yüzbin ölü veririz Yunanistan’ı alırız” dediydi.

Ergenekon ve muhafazakar demokratlar böylece bir konuda daha uzlaşmış oldular.

***Bu yazı yayınlalanalı 2 yıla yakın olmuş. “İLK Ben demiştim” :)