Sahilde Boynu Bükük Üzerine … Giden gitti… Gelen Dalga 1(haydi sayalım)


Ayvalık’ta yaşamıyorum ama çocukluğumdan bu yana orada yaşayan sevdiklerimden dolayı sık gidiyorum. Ve seviyorum. Hiç değişmeyen çok şey var gibi geliyor kimi zaman. Kimi evler ve fabrikalar gibi… Ama öyle şeyler de oluyor ki inanamıyor insan gördüklerine. Böyle bir kötülüğü nasıl yapıyoruz kendimize ve sevdiklerimize diye. Kimi değişiklikleri de fark etmezsiniz öylece gidiverir gözlerinizden ya da ellerinizden ama yüreğinizden gitmesi zordur.  Yakasına taktığı ya da kulağına sıkıştırdığı mevsimine uygun çiçeğiyle kendisi gitse de gözümün önünden gitmeyen görüntüsüyle, deniz kenarından yukarı doğru, Saatli Cami’ye giden yolun üzerindeki yerinde durur gibi hala Güllü Dede. Çamlık’ta Anneannemle gittiğim bahçe içindeki küçük ev duruyor ama belediye otobüsünden inilen yerin karşısında olan defne ağaçları yok. Anneannemin mis gibi taze lorla yaptığı kurabiyeler ve zeytinlikteki taşların arasından toplayıverdim dediği nergisler… Ve Anneannem, çoktandır o da yok. Kimi güzelliklerin gidişini bilirsiniz ve yüreğinizde duyarsınız acısını… Kimilerinin kaybı ise o anda sıradandır. Sokaklardaki defne ağaçlarının yeşili, yazları baygın yasemin kokusu yok artık sokaklarda. Zeytinlikten gelen çuvalın kenarına sokulmuş, baharın erken habercisi nergisleri çiçekçilerde görebilirsiniz artık. Fırından çıkan sıcacık kumru kokusu Ayvalık’ı terk edeli çok oldu. Gidenlere yanmak insana dair bir durumdur. Ama gidecekleri kurtarmak da… Yapılacak çok iş var, bu konuda yazılacak çok yazı.

Kaldırılan banklar yerine gelmeyecekse bunun tek açıklaması yerine daha iyileri konulması
planlanmıştır da ondan diye düşünüyorum. Kim bilir? Akdeniz kıyılarında bulunan zenginle yoksulun
eşit koşulda aynı zevki paylaştığı, birçok ressamın tuvalindeki mavi sandalyeleri gibi ama daha bize
özgü. Neden olmasın?

Serap

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir