Zarife İlden’in Papalina Gazetesi Tarafından Sansürlenen Yazısı

Alttaki yazı Zarife İlden tarafından yazılmış, Papalina Gazetesi tarafından sansür edilince: Zarife İlden, Hasan Cengiz Yazar, Özgür Öztürk, Meral Naymaner ve Ali Açan Papalina Gazetesi’nden ayrılmak zorunda bırakılmışlardı.

 

Dantel köşesi

Zarife İlden

 

Duyduğuma göre Temmuz Papalinasındaki yazım çok ses getirmiş, kimileri çığlık bile atmış. İyidir, reklamın kötüsü olmaz. Bu arada yazımdaki bazı kelimelerin anlaşılamadığından yakınanlar olmuş. Hatta bir muhterem varmış ki, kolunun altında gazete, Papalinadan kimi görse yakalayıp veryansın etmekle yetinmemiş de gazetenin salı toplantısına haber bile göndermiş. Bu zatın meramı anladığım kadarıyla şöyleymiş: Şu şu şu entelce kelimeler kullanılmak suretiyle ne denilmek isteniyor acaba? (Parmak havada okunacak.)

Zatı muhteremin gösterdiği şaşırtıcı gayrete hürmeten soruyu cevaplayayım efendim.

Söz konusu kaka kelimeler ironik, sofistike ve kötücül olmak üzere üç adettirler ( kol kola gezme âdetleri yoktur.) İroni, Türkçede alaysılama olarak karşılanan, eski pek çok sözlükte bulamayacağınız Batılı bir kelime. Kavram olarak, bir şeyi tersiyle söylemek demek. İronik de bu tarz da söylenmiş olana deniyor. Alaycı bir tonu olabilir istenirse, hatta acı bir tonu da olabilir, ama şart değil. Kimileri, “alaysılama” kelimesini doyurucu bulmadıklarından olsa gerek, yeri geldiğinde ironiyi kullanır.

Sofistik, Orhan Hançerlioğlu’nun Türk Dili Sözlüğünde karşılığı bilgiç olarak verilmiş bir kelime. Sofistike de bilgiççe olacak demek ki. Kelime sofizm’den geliyor ki sofizm, bir yanlışı doğru kabul ettirmek için yapılan hatalı muhakeme olarak geçiyor. Sokrates’in diyaloglarında kullandığı yöntem. Öte yandan bilgiç kelimesi Türk Dil Kurumu sözlüğünde 1) bilgili kimse, 2) mecazen, bilgili geçinen kimse, diye açıklanıyor. Sofizm ise bilgicilik kelimesiyle karşılanmış, sonuna da safsatacılık eklenmiş. Şimdi, ne yapsın umarsız (naçar) Zarife?

Kötücül kelimesi ise gayet anlaşılır biçimde, 1) kötülük isteyen 2) tehlikeli olan, anlamlarında kullanılıyor. Osmanlıcadaki bedhah karşılığı bulunmuş bir kelime. Bence güzel. Ben ikinci anlamıyla kullanmıştım.

 

Bir kelime de benden olsun: Kavas sözcüğünü duyan vardır, yasakçı demektir, Arapçadan gelme bir kelime. Bunun eşanlamlısı siyahpûş kelimesine de metinlerde rastlayan bazı ‘entel’ler olmuştur mutlaka. Bu her iki kelime de bence köken değilse de görüngü olarak Nazilerin svastikasına yani gamalı haçına çıkar.

Unutmadan, içinde bulunduğumuz bu güzelim ay da adını Latinceden alır. Baktım, Augustus, 1. Roma Roma İmparatoru Octavianus’un lakabı imiş, ki sözlükte (Sözlerin Soyağacı-Nişanyan) anlamı “yüce” diye verilmektedir. Bozaran da (Hançerlioğlu) güzel bir ay adı ve o da ağustos demekmiş. Ama şimdi bu öz be öz Türkçe kelimeyi de kalkıp kullanmaya korkar insan… Ya birileri çıkıp da entel çetelesinde benim haneme bir çentik daha atıverirse! Zaten umarı kullanmakla kendimi yeterince tehlikeye atmış bulunuyorum.

Değil mi efendim?

O halde ve her halde, Yaşasın Dillerin Kardeşliği diyerek ve yine Adalet Hanıma ısmarlayarak bağlayalım sözü.

Ciao Bella!

 

 

Hamiş: Akşam Nurullah Ataç’ın Günce’sinde onun bir yakınmasına rastladım. Şöyle: “Tragedie, comedie, melodrame diyorum, ne yapayım? Bunlara Türkçede birer karşılık bulamadım. Biri bulur da bana bildirirse çok sevinirim.”

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir